4+4+4 hayata geçti, şimdi ne olacak?

Uzun tartışmalardan sonra hızla hayata geçirilen yeni eğitim sistemi 4+4+4, temel eğitimi 12 yıla çıkarması nedeniyle bir reform olarak nitelendirilirken, okula başlama yaşı, müfredat programları ve altyapı konusunda hala eleştiriliyor. Uzmanlar artık ne olursa olsun hayata geçirilen sistemin sabırla izlenmesi, iyi yöne doğru gitmesi için beklemek gerektiği görüşünde.

Bu yıl okulların açılmasıyla birlikte Türkiye’de yeni bir eğitim sistemi uygulanmaya başlandı. Kamuoyunda ‘4+4+4’ olarak bilinen; 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yasalaşması ile hayata geçirilen bu yeni sistem uygulamaya geçirilmeden önce, ilk olarak 60-66 aylık çocukların okula gitmesinin doğru olmadığı yönünde tartışmaların odağı oldu. Yeni eğitim sisteminin hayata geçirilmesinin ardından sistemin uygulanması için ne fiziki ne de diğer şartların hazırlanmadığı konusunda tartışmalar alevlendi.

Peki hala tartışmaların sürdüğü 4+4+4 ile eğitimimizde ne değişiklikler oldu? Yeni sistemle; zorunlu eğitimin süresi 8 yıldan 12 yıla çıkarıldı. Yeni yapıda okullar, ilkokul 4 yıl, ortaokul 4 yıl ve lise (genel, mesleki ve teknik) 4 yıl şeklinde ayrıldı. İkinci 4 yıllık bölümün bağımsız olması esas ise de imkân ve şartlara göre ortaokulların, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilmesi mümkün oldu, bununla İmam Hatip Ortaokulları açıldı. Okula başlama yaşı 5,5 yaşa indirildi. 60 aylık çocuk ile 82 ay arasında çocuklar aynı anda birinci sınıf olabilecekler.

Bu yıl fazladan toplamda 450 bine yakın ilkokul birinci sınıf öğrencisi okula başlamış oldu.

Eskiden olduğu gibi her kademede diploma verilmeyecek, sadece 12 yıllık eğitimin sonunda diploma alınabilecek. Okul öncesi eğitim programları bu yıl yenilenmek zorunda kaldı. İlkokul ve ortaokul düzeyinde 1. ve 5. sınıf müfredatları bu yıl diğer seviyelerde kademeli olarak değişmesi öngörüldü. Ortaokulda alınacak seçmeli derslerin sayısı ve çeşitliliği artırıldı. Ortaokul bölümünde öğrenciler ilgi duydukları alana göre seçmeli dersler alabilecek ve liseye yönlendirilecekler. Matematik dersinde haftalık 1 saatlik artış, Fen Bilimleri dersinde de artık 3. sınıfta 3 saat 4. sınıfta da 1 saat okutulacak.

Yabancı dil dersi 4. sınıf yerine 2. sınıfta başlamış olacak, demokrasi, insan hakları ve yurttaşlık dersi de 4. sınıfta 2 saat olarak alınabilecek. Program değişiklikleri olduğu için ilk yılda kitap yerine öğretim materyali adı altında uygulama olacak. Öğrenciler ve öğretmenlerin elinde öğretim materyali kullanılacak. Bu materyaller test edilecek, bir sonraki öğretim yılında ders kitabına dönüştürülecek. Zorunlu olarak öğretmen yetiştirme programlarında köklü değişikliklere gidilmesi gerekecek. Haftalık ders saatleri ilkokulda 30 saat ortaokulda 37 saate çıkarıldı. İlkokulda oyun ve fiziki etkinlikler dersi konuldu. Bu arada 30 bin öğretmen norm fazlası konumuna düştü, bakanlık çözüm arıyor.

Eğitimde köklü değişim oldu

Saydığımız tüm bu yeniliklerin uygulanması hedeflenen yeni eğitim sisteminde, reform niteliğinde köklü değişimlerin olduğunu herkes kabul ediyor. Ama sistem hayata konurken ön hazırlık yapılması, bunun için en az iki yıllık bir hazırlık süresinin konması, okullarda alt yapı çalışmalarının oturtulması gibi konularda eleştiriler de devam ediyor. Uzmanlar yine de artık ne olursa olsun hayata geçirilen sistemin sabırla izlenmesi, iyi yöne doğru gitmesi için beklemek gerektiği görüşünde. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği İstanbul Şube Başkanı ve Terakki Vakfı Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi Koordinatörü Alparslan Dartan, yeni sistemi değerlendirirken, Türkiye’de zorunlu eğitim süresinin 8 yıldan 12 yıla çıkarılmasının önemli bir adım olduğunu vurguluyor. Dartan, okula başlama yaşının bir yıl öne alınmasının ise artıları ve eksileri olan üzerinde daha fazla düşünülüp ön hazırlıklarının yapılmasını gerektiren acele verilmiş bir karar olduğuna dikkat çekiyor.

Bu yaş grubundaki çocuklara esnek öğrenme ortamlarının sağlanması, öğretmenlerin de çocukların gelişimsel özelliklerini dikkate alarak bilgiyi eğlenceli yollarla vermeleri gerektiğini belirten Dartan, hazırlıksız, tartışılmadan ve aceleyle gerçekleştirilen bu değişimin ileride büyük sıkıntılar yaratmasının muhtemel olduğuna inanıyor. Sistemin iyi ve olumsuz yanlarını değerlendiren Dartan; “Zorunlu eğitim süresinin 8 yıldan 12 yıla çıkarılması, çocukların fiziki gelişimleri nedeniyle ilkokul ve ortaokulların mekansal olarak farklı binalarda açılması olumlu. Matematik ve Fen Bilimleri derslerinin saatlerinin artırılması bu alanda zayıf yönümüzü güçlendirebilir. Yabancı dil derslerinin 4. sınıf yerine 2. sınıfta başlayacak olması önemli. Demokrasi, insan hakları ve yurttaşlık dersi 4. sınıfta 2 saat olarak konulması, seçmeli ders olarak ortaokul ve liselerde seçimlerin çeşitlendirilmesi iyi olumlu bir adımdır” diyor.

“Öğretmen eğitimleri yetersiz”

Dartan, sistemin sorunlu yönleri ile ilgili; “Okul öncesi eğitimi almamış, sosyal, duygusal ve bilişsel olarak hazır bulunmayan öğrenciler için ciddi sorunlar yaratması muhtemel. İkili öğretim sorunu aşılmadan getirilen yenilikler istenen etkiyi sağlamayabilir. Bu yıl 1. sınıfa başlayan öğrencilerin sayısının beklentilerin üzerinde artması kalabalık sınıflarda eğitime başlanmasına neden oldu. Bu kalabalık sınıflarda eğitim doğal olarak önümüzdeki yıllarda da devam edecek ve eğitimin sağlıklı verilmesini engelleyecek. İlkokul 1. sınıf programlarının basitleştirilmesi ve kademeli olarak değiştirilmesi epey zaman alacak bir uygulama olduğundan öğretmen ve veli açısından sıkıntı yaratacak. İlkokulda birinci sınıfa başlayan öğrenciler yılsonunda belki mekanik okuma yazma öğrenecek ama anlamlı okuma gecikecek ve eğer ileride sınav baskısı devam edecekse erken okula başlatılan çocuklar kayıp bir kuşak olacak. Seçmeli derslerin çeşitlendirilmesi üniversite seçme sistemleriyle ilişkilendirilmeden, alan uzmanı öğretim kadrosu ve zaman yaratılmadan bir anlam ifade etmeyecek. İlkokul bir okutacak öğretmenlerin eğitilmesi çok hazırlıksız ve çok yetersiz oldu. İnternet yoluyla bir hafta gibi kısa bir zamanda ‘öğretmen eğitimini gerçekleştirdik’ demek hayalciliktir” diye bilgi veriyor.

Milli Eğitim Bakanı’nın bile ‘bizimle ilgisi yok parti grubunun önerisi’ dediği ve sonrasında sahiplenmek durumunda kaldığı bu yasa tasarısının çok kısa zamanda Meclis’ten geçtiğinde, 5 N 1 K kuralını uygulamaya koyacak herhangi bir zaman dilimi kalmadığını dile getiren Alparslan Dartan, akademisyenlerin neredeyse tamamen karşı olduğu bu yasanın gerçekten alel acele uygulamaya konduğunu söylüyor. Hiçbir eğitim fakültesinin görüşü alınmadan gerçekleştirilen bu oldubittinin, belki bugün değil ama ileride 2007 doğumlu çocukları ve onların anne babalarını derinden etkileyeceğini düşünen Dartan, uygulamada ortaya çıkan sorunlarla ilgili çözüm paketlerinin il ve ilçelerde okul yönetimlerine bırakıldığını belirtiyor.

Sistemin oturması dört yıl sürer

Bu sorunlara rağmen beklenenin aksine velilerin büyük bir çoğunluğunun çocuklarını okula yazdırdığını dile getiren Dartan, bunun sonunda; ikili öğretim yapmak durumunda olan pek çok okulda giriş çıkış saatlerinin düzensizliği, aynı sıralarda eğitim görecek birbirinden yaşça büyük çocuklara göre dizayn edilmemiş sınıf ortamları ve en iyimser rakamlarla 50-60 kişilik kalabalık sınıf ortamları, yaklaşık 4 veya 5 yıldır 1. sınıf çocuğunu okutmamış sınıf öğretmenlerinden oluşan öğretmen grubunun oyun ağırlıklı hazırlanan birinci sınıf programlarına yeterli hazırlıkta ve donanımda olmaması, oyun çağı çocuğunun sosyal, duygusal ve bilişsel gelişimine yönelik eğitim almamış ve bu programlar üzerinden eğitilmemiş öğretmenler gibi sorunların ortaya çıktığını sözlerine ekliyor. Bu sistem için öngörülen sürenin 4 yıl olduğunu belirten Dartan, bu 4 yılın fiziki koşulların iyileştirilmesi, insan gücü planlamalarının gerçekleştirilmesi ve program bazında düzenlemelerin olması için yeterli bir süre olarak görüldüğünü söylüyor.

Dartan konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürüyor: “Aslında bu süre hazırlık olarak planlansaydı hem erken çocukluk eğitimi adına bugüne kadar atılmış adımları desteklemiş hem de eğitim programlarıyla onların yürütücüsü öğretmenlerin hazır olmalarını sağlamış olurduk. Bakanlık fiili olarak bu yasayla program düzeyinde 1 ve 5. sınıflar düzeyinde değişikliğe gitti ve diğer sınıflar düzeyinde gerçekleştirilecek plan ve programlamaları zamana yaydı. İlkokulun ikinci, üçüncü ve 4. sınıf düzeylerinde mevcut programlar uygulanmaya devam edecek. Teori ve pratiğin uygulamada birleşmesi için bilim insanlarının görüş ve önerileri ile bakanlığın ekonomik gücünün katkısı fiilen başlamış olan uygulamanın daha az sorunla hayatımızda yer almasına neden olabilir.”