DEPRESYONA GİREN ÖĞRENCİLERİN HAYAT KALİTESİ DÜŞÜYOR!

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen “Psikolojik Danışmanlıkta Disiplinler Arası Yaklaşımlar” adlı sempozyum İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yapıldı.. İstanbul genelindeki özel ve devlet okullarında PDR öğretmenlerinin katıldığı sempozyumda okul ve ergenlik dönemine ilişkin bilgiler paylaşıldı.

Ergenlik döneminde öğrencilerin depresyona girme neden ve çözümlerinin tartışıldığı sempozyumun açılış konuşmasını Prof. Dr. Yankı Yazgan yaptı. Sonrasında yapılan oturumlarda “Okullarda Çözüm Odaklı Kısa Danışmanlık” konusunda Bahçeşehir Üniversitesi Uzman Psikolog Fulya Kurter, “Nöropsikolojik Okul Modelinde Psikolojik Danışmanlara Yönelik Süpervizyon Çalışmaları” konusunda Yrd. Doç. Dr. Tamer Ergin, “Psikolojik Danışmanlıkta Metafor Kullanımı” konusunda Doç Dr. Esra İşmen Gazioğlu katılımcılara bilgi verdi. Sempozyumun kapanış konuşmasını ünlü terapist Psikolog Emre Konuk “Okullardaki Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin Geleceği” konusunda yaptı.

Yazgan: Kız çocukları depresyonda risk grubu!
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği İstanbul Şube Başkanı Alpaslan Dartan yönetiminde yapılan sempozyumun açılış konuşmasını Prof. Dr. Yankı Yazgan yaptı. “Okul Çağındaki Çocuk ve Ergende Depresyon” konusunda katılımcıları bilgilendiren Yankı Yazgan, kız çocuklarının ergenlik dönemine girdiği 12-14 yaş aralığında depresyona girme riskinin erkeklere oranla 2,5 kat olduğunu söyledi. Bu farkın kız çocuklarının doğurganlık özelliğini kazanmaya başlamaları nedeniyle olduğunu belirten Yazgan “Bu gerçeği göz önüne alarak kız çocuklarına daha fazla ilgi göstermemiz gerekir” dedi.

“Anne depresif ise çocuk da olabilir!”
Depresif anne-babaya sahip çocukların depresyona girme olasının diğer normal ailelere sahip çocuklara göre 3 kat fazla olduğunu belirten Yazgan “Bu sonuç genetik değil, tamamen aile ortamındaki stresten kaynaklanmaktadır. Çocuk stresli bir ortamda yetişiyorsa depresif olma ihtimali kaçınılmazdır. Ayrıca kötü muamele dediğimiz sözlü şiddet de depresif ailelerde oldukça yaygındır. Kötü muamele çocuğun psikolojik gelişimini engeller. Öte yandan depresyon Dünya Sağlık Örgütü tarafından en çok karşılaşılan ikinci hastalık halidir. Bu listenin birinci sırasında kanser var. Düşünün ki depresyon ne kadar tehlikeli ve yaygın” dedi.

Sosyal faaliyetler depresyonu önler!
Sosyal faaliyetlerin özellikle spor yapmanın depresyonu büyük ölçüde engelleyici yönü bulunduğunu vurgulayan Yazgan “Okullarda çocuklarımızın depresyona girme riskini azaltmak için ders dışı faaliyet adı altında yapılan spor, kültür sanat ve diğer etkinlikler artırılmalıdır. Örneğin ben okul korolarının ses yeteneği olmayan çocukların da katılımıyla canlandırılması taraftarıyım. Çünkü şarkı söylemek ve bir gruba ait olmak çocuklar için çok faydalı ve ruhu geliştiren bir yöntem” dedi.

Aile – Okul – PDR ortak çalışmalı!
Okullarda çalışan PDR uzmanlarının çok dikkatli olması gerektiğini dile getiren Yazgan “Gözlem, depresyonu belirlemede en önemli faktör. Okulda PDR olarak görev alan arkadaşlar mutlaka iyi gözlem yapmalıdır. Ancak okuldaki davranışlarına bakılarak yapılan gözlem yeterli gelmez. Bunun yanında aile ortamı, arkadaş grubu etkileşimi ve çocuğun iç dünyası ile ilgili de gözlem yapılmalıdır. Bu nedenle aile – okul ve PDR uzmanları ortak bir çalışmanın içine girmelidirler. PDR uzmanları gözlem yaparken huy değişikliklerine dikkat edilmelidir. Ergenliğin en önemli özelliği insanoğlunun oynak dönemi olmasıdır. Duygular ve düşünceler çok ani şekilde değişebilir. Bu bir mizaç bozukluğu değil bu döneme has bir özelliktir” dedi.