Kıyafet Serbestliğinin Psikolojik-Ekonomik Olumlu ve Olumsuz Etkileri

Kıyafet Serbestliğinin Psikolojik-Ekonomik Olumlu ve Olumsuz Etkileri

 

Milli Eğitim Bakanlığı, 1981 yılından bu yana uygulanan “Okullar Kılık Kıyafet Yönetmeliğini” değiştirdi. Değişiklikle tüm okullarda öğrenci kıyafetleri serbest oluyor.

 

Milli Eğitim Bakanlığının okullarda tek tip öğrenci elbisesi zorunluluğundan vazgeçip serbest kıyafet uygulamasını başlatması başlangıçta herkese hoş gelebilir ancak, beraberinde bir takım sıkıntılar getireceğini de görmek gerekmektedir.

Okul kıyafetleri bugüne kadar, toplumda, okulun kimliğini ve felsefesini yansıtan önemli sembollerden birisi olarak görülmüş, hatta okul ile kıyafet birbirini tamamlayan, bütünleyen bir algıya ve öneme sahip olagelmiştir.

 

Uygulamanın iki boyutu, ekonomik ve psiko-sosyal boyutu önem kazanacaktır.

 

Kıyafet serbestliğinin özellikle kırsal bölgelerde bulunan ve ekonomik sıkıntılar içinde olan, geçimini bile zar zor sağlayan halkı, ayrı bir okul kıyafeti de alma zorunluluğundan kurtaracağı için olumlu etkileri olacaktır. Ama büyük illerde ve ilçelerde ise, kıyafet serbestliğinin çocukların kendi aralarında ve çocukla anne-baba arasında zorlayıcı ve ayrıştırıcı etkiler doğuracaktır.

Serbest kıyafet uygulaması iyi niyetli bir adım, ancak öğrencileri demokratik değerler ve çağdaş normlarla yetiştirmek, doğaya ve çevresine duyarlı, tüm kültürlere ve farklılıklara saygılı, sorgulayıcı bakış açısına sahip, bilgiye ulaşma yollarını bilen ve kendine güvenen çocuklar yetiştirmenin en öncelikli ve tek koşulu olmadığı da kesindir.

 

Önemli olan bireylerin dış görünüşleri değil düşünce yapılarının modernliği ve çağdaşlığı yansıtmasıdır. Eğitim sistemimizin ve kültürümüzün bunu desteklemesi gerekir. Uygulamayla psikolojik süreçler de önem kazanmaya başlayacaktır.

 

Kişilik gelişimi ve duygusal süreçler açısından marka bağımlılığı üzerine yapılan araştırmalar gelişmekte olan ülkelerde bireyin kendini diğerlerinden ayıran özelliklerden birinin giyim tarzı olduğunu gösteriyor. Kişinin kendine “değer kazandırma çabası” olarak tanımlanan marka bağımlılığı da serbest kıyafet uygulamasıyla birlikte tartışılan bir konu oldu.

 

Anne-baba ile çocuklar arasında yaşanabilecek giyim tartışmaları, okullarımızdaki mevcut disipliner anlayışın öğrencilere yüklediği sorumluluklar, öğretmenler ile öğrenciler arasındaki belirli bir saygı ilişkisine dayalı iletişim bu yönetmelikle daha çok üzerinde durulacak konular arasında olacaktır.

 

Bu yönetmelik özellikle ergenlik döneminde çocukları ve ailelerini yakından ilgilendirmektedir. Çünkü 10 yaşına kadar aileler çocukları üzerinde özellikle tüketim anlayışı açısından gücü bir nebze de olsa ellerinde bulundururken, 11-12 yaşlarında başlayan 18 -19 yaşına dek süren ön ergenlik ve ergenlik döneminde bu güçlerini ya çocuklarıyla paylaşmak ya da çocuğa bırakmak zorunda kalıyorlar.

 

 

Ortaokul ve Lisede öğrenim gören ergenlerin kendilerini içinde bulundukları ortamda kabul ettirebilmeleri rolleri ve edindikleri statüler önem kazanır. Kabul görme, saygı duyma, bir grubun üyesi olma gibi istekler ergenin yaşamında önemli bir yer tutar.

 

Bu nedenle yeni yönetmeliğin getirdiği değişimi gençlerin kendi aralarında ve gençlerin yetişkinlerle ilişkileri yönünden ayrımlaşmaya neden olmadan yönetebilirsek kıyafet serbestliğinin olumlu yansımaları olacaktır. Aksi durum çatışmaya davetiye çıkarır.

 

 

Alpaslan Dartan  / Türk PDR Derneği İstanbul Şube Başkanı