Yer Misin Yemez Misin? : Öz Denetim

İlkokulda dersteyken tek hayalinizin 10 dakikalık tenefüste kantinden bir çikolata alıp yemek olduğunu hayal edin. Zil çalmış, kantine koşmuşsunuz tam sıra size gelmek üzereyken sıra beklemeyi bilmeyen bir zorba önünüze geçti; Ne hissedersiniz? Bu yazıda sıra beklemeyen öğrencinin gözünden öz denetimi göreceğiz, yaptığı bu davranışının sebeplerinden önemli bir noktasına değineceğiz. Öz denetim küçük yaşlarda kazanılması gereken ve bireye yaşamının birçok alanında mantıklı karar vermede yardımcı olacak bir değer. Öz denetimin tanımını yapmam istenseydi eğer hiç düşünmeden: Dürtülerin aleyhine davranabilmek, dürtünün sana değil senin dürtüye hâkim olma hali, zevki erteleme becerisi derdim.

Sıra gözetmeyen çocuğun davranışında öz denetim için hayati olan karmaşık, düşünsel, yavaş çalışan ve hipokampüs merkezli frontal lobda yer alan bölge yerine; Tepkisel, hızlı ve duygusal karar veren amigdala merkezli bölgenin ağır bastığını söylemek mümkündür. Zıt amaçlar için çalışan bu iki bölge hayatta kalma ve başarı için şüphesiz önemlidir ancak birisi hemen şimdi tepki vermek, diğeri ise zevki erteleyip uzun vadede yararlı olanı seçmek üzerine çalışır. O halde öz denetimi çocuğuna kazandırmak ebeveynin önemli bir görevi çünkü iyi haber;  Öz denetimin okulda akademik başarıyı artırma, iş yaşamında başarılı olma eğilimini artırma, ergenlik döneminde artarak görülmeye başlanan madde-alkol bağımlılığı riskini azaltma ve insanlar arası duygu denetimini arttırma gibi işlevleri var. Aynı zamanda öz denetim daha az öfke ve kaygıya yol açan, daha çok empati katan bir değerdir.

Öz denetime biraz da psikodinamik açıdan bir bakalım. Freud ne demiş bu konuda? Freud, ikincil süreçler adını verdiği ego’nun gelişmesiyle insanlık 6-8. aydan itibaren hazzı ertelemeyle baş başa kalır ve yetişkinlik yıllarındaki tüm öz denetim biçimlerinin temelleri ego’nun gelişimi ve sonrasında anal dönemde atılmaktadır diyor.  Anal dönem ise hepimizin bildiği gibi tuvalet eğitiminin verildiği ve çocuğun belki de ilk kez tam anlamıyla öz denetimle karşı karşıya kaldığı 1.5-3 yaş dolaylarını kapsayan bir dönem. Bu dönem Freud’ a göre aynı zamanda çocuğun, id’ in haz arayışları ile anne-baba tarafından uygulanan toplumsal kısıtlamalar arasındaki ayrımı yapmayı ve kendini kontrol etmeyi öğrenmekle yükümlü olduğu dönem.1 Peki, tuvalet eğitimimizi aldık hazzı ertelemeyi öğrendik ve bitti tüm süreç? Hayır maalesef. Hazzı erteleme öğrenilen bir şey olduğu gibi kullanılmadığında da kaybedilen bir şey, bisiklet sürmek gibi… Hepimizin bildiği gibi beyin kullan ya da at şeklinde çalışıyor. İşine yaramayanı, pratik yapılmayanı geriye atar. Tüm bu anlatılanlardan yola çıkacak olursak irade merkezimiz eğitim istiyor.

Bu eğitim ise evde başlayıp okulda devam ediyor. Ebeveyne düşen göreve çok basit ve hayatın içinden bir örnekle bakacak olursak; çocuğu öfke nöbetleri geçirerek dondurma isteyen bir ebeveyn düşünün. Mutlaka benzerini AVM gibi halka açık alanlarda dondurma ya da oyuncak gibi değişkenlerle görmüşsünüzdür. Burada ebeveynin tavrı çocuğuna karşı ‘’şu anda etrafımızda dondurma alabileceğim bir yer yok ama beklersen 15 dakika sonra yolumuzun üstünde dondurma alabileceğimiz bir yer var’’ gibi kesin bir ifade kullanmak olmalıdır. Çünkü araştırmalar bize öz denetimin ve ailede aldığımız ilk eğitimin güvenle ilgisinin yüksek olduğunu söylüyor. Çocuğun güvenini boşa çıkarmak belki de tüm bu açıkladığımız ileri yaşamında fayda sağlayacak etmenlerden çocuğun uzak kalmasına sebep olacak. Öz denetim konusuna değinmişken Walter Mischel’ in, Susam Sokağı isimli çizgi filmin bir bölümünden esinlenerek yaptığı ‘’Marshmallow Deneyi’’ isimli çalışmasına göz atmamak olmaz. Mischel deneyde; çocukları üstünde 1 tane mashmallow olan bir masanın olduğu odaya koyuyor ve işinin olduğunu, geri dönene kadar mashmallowu yemez ve onu beklerlerse dönüşte bir marsmallowlarının daha olacağını ama yerse ikinci marshmallowunun olmayacağını belirtiyor ve odadan çıkıp çocukla marshmallowu baş başa bırakıyor. Dışarıdan deneye tabi tutulan çocukları gözlemlediğinde bazılarının hiç yemediğini, bazılarının henüz çıkarken yediğini gözlemliyor ve başlıyor yemeyen çocukların nasıl yemediğini açıklamaya öz denetim: dikkati başka yöne çekmek, araya mesafe koymak, hedeflerin akılda tutulması gibi hazzı erteleme stratejileriyle çocuklar adeta meditasyon halinde önlerindeki uyarana değil gelecek ödüle odaklanıyor. Tıpkı ders çalışması gereken bir öğrencinin sinemaya çağıran arkadaşını değil hedefini aklında tutarak ders çalışmayı seçmesi gibi.

O halde yazının başındaki sıra beklemeyen çocukta da olduğu gibi ikinci mashmallowu beklemeye dayanamayan çocuklarda da amigdala merkezli ani tepki veren sistemin aktif olduğunu söylemek ve geliştirmek için kutu oyunları oynamak gibi sıra beklemeyi, dürtüyü kontrol etmeyi öğreten gerekli aktiviteleri yapmanın son derece önemli olduğunu belirtmek gereklidir. Son olarak ‘’Marshmallow Deneyi’’ ilgisini çekenlere ‘’Kamerun’ lu Çocuklar’’a göz atmasını muhakkak öneririm.

Yararlanılan Kaynaklar:

1Kişilik Kuramları: Banu Yazgan İnanç-Esef Ercüment Yerlikaya/Pegem Akademi (s. 12-37)

https://www.kqed.org/mindshift/43326/research-ba sed-strategies-to-help-children-develop-self-control

Hazırlayan:

Gülsüm Karagül, TPDR-DER İstanbul 2020 Bahar Dönemi Gönüllü Ekip Arkadaşı